Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mustafa Kaşıkcı

23 Nisan’da Çocuk Olmak

Sevgili dostlar sizler bu yazıyı okuduğunuzda bu güzel ülkemizde adı güzel, kendi güzel bir bayram yaşanmış olacak. Hangi bayramdan bahsettiğimi hemen anlamışsınızdır zaten, öyle değil mi?

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndan bahsediyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan ülkemizde bayramın genel havasına nazar etmeden evvel, o günün önemi ve tarihçesi üzerinde kısaca duralım.

23 Nisan 1920, Türk Milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk Halkının Egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924′te ‘23 Nisan’ gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır.

1979′da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Geleceğin mimarlarının çocuklar olduğunu çok iyi bilen Mustafa Kemal Atatürk bu güzel günü çocuklarımıza armağan etmiş ve bizler de 1929’dan bu yana çocuk bayramı olarak kutlamayı sürdürmekteyiz.

Evet, ne güzel bir önemsemedir çocuklar. Bugünün küçükleri, yarının büyükleri diye sırtlarını sıvazladığımız, gözlerinin içine bakınca kendi yarınlarımızı gördüğümüz çocuklarımız.

Onlara bir bayram az bile gelir. Ancak onların bizlere yaşattıkları her gün zaten bir bayram değil midir? Tabii ki öyledir. Ancak, cevap istediğimiz yönde davranışlar gösteren çocuklarımızla birlikte olduğumuz zamanlarda kullanılabilecek bir genelleme olarak kabul edilse daha evladır.

Neden mi? Çünkü daha çocuk yaşındaki bireylerin yanlış uygulamalar ve bilinçsiz yönlendirmeler sonucunda suça karışmış insanlar olarak karşımıza çıktıklarını görüyoruz. Ailelerin yaka silktiği, annelerin arkalarından gözyaşları akıttığı çocuklarımız var bizim.

-E peki, ne yapalım o zaman?

O çocuklarımızı da hayatın sistematiği içerisinde kendisine ve içinde yaşadığı dünyaya karşı sorumluluk bilinciyle yetiştirelim. Amaçsız ve gayretsiz büyütmeye çabaladığımız her bir bireyin en güzel günlerimizi, en seçkin bayramlarımızı zehir ettiklerini defaatle yaşadık, tecrübe ettik.

Her çocuğun ruh dünyasına inmeyi başarabilir ve her çocuğun ruhunun dehlizlerindeki esrarı ortaya koyabilirsek sadece 23 Nisanlar değil, hayatımızın her günü bizlere bayram olur. Evlerimiz, sokaklarımız, ülkemiz şenlenir. Daha mutlu ve daha huzurlu bir toplum oluruz.

Peki, kolay mı bu bayram gününü yaşamak derseniz; işte o konuda “EVET” diyememenin ezikliğini yaşamaktayım. Sokaklarımız, okullarımız parçalanmış aile çocuklarının dramlarıyla yanıp kavrulmaktayken zor.

-İmkânsız mı?

-Tabii ki de hayır!

Zor ve meşakkatli bir sürecin sonucunda zuhur edecektir beklediğimiz bayram. Sabır gerektirecek, emek gerektirecek, özverili ve hoşgörülü bir toplum gerektirecektir. Önyargılarından arınmış eğitimcilerin işin başında durmalarıyla, özverili pedagoglarımızın ve aile büyüklerimizin olağanüstü emekleriyle sonuca gidilebilecektir. Ancak burada şu kıstas göz önünde tutulmalıdır: Çocuklara kılavuzluk yapacak kişilerin de doğru davranışlar sergilemeyi adetten sayan bireyler olması.

İnsanın mayasında doğruluk, nizam ve intizam bulunursa elbette o insanın yetiştireceği çocuklar da kendisini aksettireceklerdir.

Bugünler de yolu doğru, özü ve sözü doğru kılavuzlara her zamankinden muhtacız. Onun içindir ki 23 Nisanlarda çocuklarımız göstermelik bayram coşkularıyla avunmaktadırlar. Mutlu değillerdir çünkü çocuklar.

Ailesinde, çevresinde bin bir sıkıntının kol gezdiğini gören çocuk, 23 Nisan gibi özel bir günde sadece dertlerinden biraz uzaklaşmış olur. Onun yanında yaşadığı gerçekler peşinden gelmeye devam eder. Sahte tebessümlerle, riyakâr duruşlarla iç acısını gizlemeye çabalar çocuk.

Çocuklara bayram ettirmek şarttır. Ancak aslıyla faslıyla bayram yapabilmelerinin yegâne yolu, onların iyi bir eğitimle topluma kazandırılmış olmalarıyla mümkün olacaktır. Kılavuzlarını kargalardan seçmemek şartıyla da diyebiliriz buna.

23 Nisan Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda da yukarıda saydığım dertlerle yanan on binlerce çocuğumuzun varlığı gizlenemez. Anne babası birbirinden ayrı olanlar, sahipsiz bırakılanlar, yalnızlığa itilenler ve daha küçücük yaşta ekmek parası kazanmak için meydanlarda olanlar… Bu örnekleri çoğaltmak elbette ki mümkündür. Ancak bu kadarıyla iktifa edelim.

Çocuk bayramını kutlarken gözümün önünden çok farklı çocuk görüntüleri geçti. Nasıl mı?

Ebeveynlerini madenlerde, kazalarda kaybeden çocukların iç burukluklarıyla ve terk edilmişlikleriyle yaşamak zorunda kalmaları mesela. Aile büyüklerinden birilerinin o ya da bu sebepten hapse düşmüş olmaları mesela. Devlet yurtlarında yetiştirilen çocukların iç yalnızlıklarının bir türlü giderilememesi mesela.

Henüz on üç, on beş yaşındayken okullarının kapısına kilit vurulanlar ve böylece de hayalleri çalınanlar mesela.

Böylesi çocuklar için bayram mıdır 23 Nisan? Bence değildir. Öyleyse ne yapmalıyız dostlar? Öncelikle çocuklarımızın dertlerine çareler bulmalı, onların kendilerini ve çevrelerindekileri sevmelerini sağlamalıyız. Seven çocuk hata yapmamaya özen gösterir. Hata yapmış olsa bile hatasını telafi etmek için çeşitli yöntemler geliştirir.

23 Nisan kime bayramdır öyleyse dostlar?

Elbette ki tüm dertlerinden uzaklaşmış çocuklara bayramdır 23 Nisan. Bu sene geçti ama inşallah toplum olarak gelecek seneki 23 Nisan’a kadar tüm çocuklarımızı dertlerinden arındırmayı başarabiliriz. Savaşları bitirebilir, bombaları susturabiliriz inşallah.

Çocuklarımızı milli ve manevi değerlerine sahip çıkan ve yaşadığı her anını, ülkesine ve milletine vefalı olmaya adayan bireyler olarak yetiştirebiliriz inşallah.

Çocuğunu iyi yetiştiren bir toplumu yeryüzünde hiçbir güç baskı altına alamaz. Çünkü iyi yetişmiş bireyler, şahsi işlerinden evvel mutlaka devletinin ve milletinin işlerini halletmeyi bir insanlık görevi sayarlar. Öyle düşünen bireylerin sayısını arttırdık mı analar ağlamaz, ülkemiz medeniyetler yarışında geride kalmaz. Sonrasında her gün bayram olur ve takvimler günlerden her gün 23 Nisan’ı gösterir.

Muhabbetle kalınız…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER