Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hadimʹde Davutoğlu Rüzgarı Esti

Bu haberin fotoğrafı yok

 Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Spor ve Kongre Merkeziʹnin açılışına katılan Davutoğlu, ardından memleketi Taşkent ilçesine geçti. Burada bulunan babasının mezarını ziyaret eden Davutoğlu, daha sonra Hadimʹde düzenlenen Kutlu Doğum Haftası programına katıldı.

Davutoğlu, Hadim Belediyesi Toplantı Salonuʹnda gerçekleştirilen etkinlikte, dün sabah namazını Medineʹde kaldığını, ardından da Hadimʹe gelerek Hazreti Hadimiʹyi ziyaret ettiğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanlığıʹnı bu yılki Kutlu Doğum Haftasıʹnın temasını "insanlık onuru" olarak belirlediği için tebrik eden Davutoğlu, ʹʹMüslüman cömerttir.

Türkiyeʹnin her yerinde Kutlu Doğum dolayısıyla, Peygamberimizin, o gül insanın, o gönül insanının anması yapılıyor. O yad ediliyor. Onun güzel ahlakı örnek alınıyorʹʹ diye konuştu.

Davutoğlu, Hz. Peygamberʹin, kendisine eziyet edenlere de kendisine hürmet edenlere de insan onuru içinde davrandığını hatırlatarak, "Küçük yaşta çocukların başını okşarken de onlara onuru öğretti, yaşlılara hatta mezarlıkların yanından geçerken kabirdekilere selam verirken insan onurunu öğretti. Eğer Hz. Peygamberʹin dizinin dibine çökmek ve ders almak, ondan feyiz almak mümkün olsaydı ki gıyabında hep feyiz alıyoruz, onu örnek alıyoruz, herhalde ilk alacağımız ders insan olmanın, ayrıcalıklı konumu ve onuru olurdu" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, devlet hayatında da korunması gereken en öncelikli vazifenin devletin, ülkenin, milletin ve milyonlarca insanın onurunu korumak olduğuna dikkati çekerek, Türkiyeʹnin insanlık onuru için bütün dünyada aktif bir dış politika takip ettiğini bildirdi.

-"Madem ki insanlık onuru zedelenmişti, özür dilenecekti" –

Yüz binlerce Müslümanʹın Myanmarʹda, Arakanʹda büyük bir çile ve ızdırap çektiğine işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İnsanlık onurları ayaklar altına alınıyor. Onların onurunu dünyanın her yerinde savunmak bizim sizlere ve bu insanlık onurunu bize öğreten ve onlarında kendilerine önder seçtiği Hz. Peygamberʹe en büyük borcumuz olarak görüyoruz. Onun için dün İslam İşbirliği Teşkilatıʹnda ʹMyanmarʹdaki kardeşlerimiz için ne yapabiliriz?ʹ diye olağanüstü toplantı yaptık. Neden Gazze, Filistin dendiğinde önce Türkiyeʹnin adı akla geliyor. Sayın Başbakanımızın adı akla geliyor. 75 milyonun içinden çıkıp da Mavi Marmaraʹda şehit olan o kardeşlerimizin hukuku akla geliyor. Neydi Mavi Marmaraʹda şehit olan o kardeşlerimizin meselesi? İnsanlık onuru adına Gazzeʹde açık hava hapishanesi yaşayan kardeşlerine yardım, yiyecek, mama, çocuk bezi götürmek için yola çıktılar ve yolda şehit edildiler. Onların hukukunu savunurken biz neden ısrarla üç şart istikamet üzerinde durduk ve ısrarla savunuyoruz. Çünkü insanlık onurunu korumamız gerekiyordu. Ezilen, yıkılan sadece Gazze değildi, ezilen, yıkılan Gazzeliler nezdinde insanlığın onuruydu. Ve birilerinin o onura sahip çıkması gerekiyordu. Ona sahip çıkmak da o onuru bu vakarı asırlarca yaşamış olan aziz milletimizin içinden çıkan bizler olmak durumundaydık. Taviz verilemezdi. Madem ki insanlık onuru zedelenmişti, özür dilenecekti."

Mesele kişisel olsaydı özür istemeyeceklerini dile getiren Davutoğlu, "Biri benim hukukumu zedelese, kimin bende hakkı hukuk varsa haklarımı bütün insanlara, bütün mahlukata helal ediyorum. Çünkü o hakkın kaynağını teşkil eden bütün imkanlar Rabbımızın bize verdiği imkanlardır. Ne hak varsa hepsi helal olsun. Müslümanların izzeti ve onurları zedelenmişse, işte orada mütevazi göstermeyiz, orada hakkımızdan vazgeçmeyiz. O onur ayağa kalkana kadar, o onur için istenilen şeyler yerine getirilene kadar, insanlık onuru ikame ve idame edilene kadar ısrar ederiz, sabit dururuz, başımızı dik tutarız, sonunda da özür dilenir" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, bu meselenin Türkiyeʹnin tek başına yürüttüğü bir dava da olmadığını anlatarak, bu milletin, asırlarca insanlara adalet dağıtmayı misyon edinmiş bir millet olduğunun altını çizdi.

Hükümetin, o milletin hükümeti olduğunu ve bakanların da o milletin bakanları olduğunu hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"O millet adına hükmediyoruz. İşte o zaman bize her şey yakışır ama acziyet yakışmaz. Savunduğumuz şey insanların onuruysa, o onura sahip çıkacağız ki başkaları da o onura saygı göstermeyi öğrensin. Bütün dünya susarken, seyrederken biz sınırlarımızı, evlerimizi, kapılarımızı ve gönüllerimizi Suriyeli kardeşlerimize açtık, dün Daraʹda Hz. Ömer Cami saldırıya maruz kaldı, Halepʹte yıkmadık minare bırakmadılar, Şamʹı topa tuttular. Suriyelilerin bir karış toprağında gözümüz yok. Hiçbir kaynağında gözümüz yok. Suriyelilerden herhangi bir şey de talep etmiyoruz. Talep ettiğimiz tek şey Suriyeʹdeki kardeşlerimizin kadını, kızı, çocuğu, yaşlısıyla onurlarının korunmasıdır. ʹSuriyeʹde neden bu kadar mülteciye merce oldunuzʹ diye bize soranlara bunu hatırlatmak isterim. Bugün Halepʹte, Şamʹda yıkılan her evde, sönen her bacada insan onuru zedelenmişse biz oradaki her bir insanın bir tek saçını teline bile sahip çıkarız. Nasıl Myanmarʹdakine sahip çıkıyorsak, nasıl Filistinʹdekine sahip çıkıyorsak, nasıl Somaliʹdekine sahip çıkıyorsak ve bunları insanlık onuru adına yapıyorsak, Suriyeʹdekine de sahip çıkarız. Onun için bu kutlu günlerde millet olarak, büyük kutlu yürüyüşün izlerini taşıyoruz. Büyük bir sorumluluk olarak taşıyoruz. Allah bizi hiçbir zaman onursuzluğa mahkum etmesin."

-Çözüm süreci-

"Resulullahʹın ayağının tozu oluruz ama insan onuruna saygı göstermeyenler karşısında başımızı bir milim dahi eğmeyiz" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ne güzel ki böyle bir onura sahip çıkacak güç ve kudreti Rabbim nasip etti. Allah bizi hiçbir zaman İstiklal harbinde, Çanakkale harbinde olduğu gibi tekrar onurumuzu korumak için tekrar 7ʹden 70ʹe seferber olmak zorunda bırakmasın. Ama seferber olmak gerekirse bütün bu millet, gerektiğinde ayağa kalmasını da biliriz. Bütün Türkiyeʹde büyük bir sevinç var. Doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyi ile insan onuru adına kardeşliğimizi pekiştirmek için bir çözüm süreciyle yola çıktık. İşte burada da birbirimizin onuruna saygı göstermenin hazzını ve onun vakarını yaşıyoruz. Onurumuzu korumak zorunda kalırsak sonuna kadar mücadele ederiz. İşte bu şuur ile Kutlu Doğum Haftasıʹnı değerlendirmemiz lazım. Allah bu onuru ebediyete kadar korumayı nasip etsin."