Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Karamanʹın Batıl İnançları

Bu haberin fotoğrafı yok

 Bazılarının İslam öncesinden kaldığı anlaşılan batıl inanışlar tüm Anadoluʹda olduğu gibi Karamanʹda da görülüyor.
HAVA DURUMU İLE İLGİLİ İNANMALAR
Karaman, yörük, türkmen, muhacir, çerkez, dağlı ve yerlilerden müteşekkildir bunlardan bilhassa yörükler,göçebe oldukları için hava durumlarıyla sıkı  sıkıya ilgili bulunmaları sebebiyle,çok eskiden beri devam edegelen hava tahmin yeteneğine sahiptirler.
Biz burada yörüklerden derleyebildiğimiz hava durumlarıyla ilgili inanmaları folklor malzemesi olması bakımından yararlı görerek yazıyoruz.
Kış gününde, gök yüzünün ortası açık, kenarları kapalı olursa, kış mevsiminin daha da uzun süreceğine işaret vardır.
Dağda yayılan hayvanlar, arkalarını birbirlerine dayarlarsa, o sene kar ve yağmurun bol olacağına inanılır.
Karaman’ın kuzeyinde bulunan Karadağın üzerinde bulut bulunursa, yağmur yağacağına inanılır.
Dağlarda bulunan, serçe büyüklüğünde, güzel öten bir kuşun bütün namaz vakitlerinde ayrı ayrı ötüş tarzıyla namaz vakitlerini bildirdiğine inanılır.
Eşeğin kuyruğu aşağıya doğru eğik olursa yağmur yağacağına inanılır.
Dağlarda yetişen ve adını yüzerlik denilen, tütsü yapmakta kullanılan  bir çeşit otun sık olarak görüldüğü yaz mevsiminin kışının çok olacağına inanılır.
Ağustos ayının ilk on günü içerisinde, köpekler kuyruklarını bacaklarının arasına kıstırarak oturur veya gezerse, o yıl kışın zorlu geçeceğine inanılır.
Güz mevsiminde kavak ağaçları yapraklarını üsten dökerlerse, o yıl kışın uzun olacağına inanılır

 
ÇEŞİTLİ İNANMALAR
Oturan kişilerin ayakları üstünden atlanırsa, bu kişinin de muskası varsa, muskanın bozulacağı inancı vardır.
Oturan çocuğun üzerinden atlanırsa çocuğun boyunun kısa kalacağına inanılır.
Boyu çok fazla uzayan çocuğun, bir yere ayak üstü durdurularak boyu hizasından bir çizgi çekilecek olursa, çocuğun boyunun çekilen çizgi kadardan fazla olamayacağına inanılır.
Çok gülen bir insanın, baş parmağının tırnağına baktığı zaman gülmesinin geçeceğine inanılır.
Gelin geleceği gün yağmur yağarsa, gelinin bereket getireceğine inanılır.
Sabahleyin, ilk alışveriş eden esnaf, aldığı parayı yere atar veya sakalına sürerse o günkü alışverişin bereketli olacağına inanılır.
Hayvan pazarından hayvan alan adamın, hayvanı aldıktan sonra, satıcının avucuna koyduğu tozu, hayvanın başından kuyruğuna kadar üç defa serperek “Hayır”gör demesiyle hayvanın daha bereketle olacağına inanılır.
Akşamleyin sakız çiğnemenin ölü eti çiğnemiş gibi olacağına inanılır.
 
OCAKLAR
Halk ilaçlarından birisi de ilaçsız ve yalnız duaya dayanan büyük yatır olduğuna inanılan kişilerin türbelerinde bir takım merasimler yapılarak uygulanan tedavi şeklidir.
Anadolunun her yerinde olduğu gibi, Karaman’da da bol miktarda türbeler bulunmaktadır. Halk arasında her türbe ayrı ayrı hastalıkların şifa merkezi  durumundadır.
Dertlere derman kabul edilen bu türbelerden ve hastalık ocaklarından tespit edebildiklerimiz aşağıdadır.
KARAMAN : İlçenin Cedid mahallesinde oturan karı koca bir aile Yılancık hastalığının ocağı durumundadır. Hastalığa yakalanan kişiler bu eve gelerek, kıyılırlar. Hastalıktan kurtulabilmek için Arılık adı verilen bir miktar parayı da kıyıldıktan sonra kıyıcıya verirler.
KARAMAN  : İlçenin yine aynı mahallesinde bir de korkuluk ocağı vardır. herhangi bir şeyden korkanların korkuluklarının tutulmaması halinde kırk gün geçmeden ölecekleri inancı burada hakim olduğundan, bir şeyden korkanlar bu ocağa gelerek korkmalarının gitmesi için kıyılırlar.
KILBASAN    : Burası Karaman’ın belediyeliği durumundaki bir yerleşim merkezidir. Ekzamaya tutulan kişiler burada bulunan ekzama  ocağına gelerek kıyılırlar.
İBRALA          : Yine burası da Karaman’ın belediyeliğidir. Türkiye’nin her tarafından ağrısı ve sızısı olanlar buradaki ocağa gelerek kıyılırlar.
BUCAKKIŞLA : Karaman’ın güney batısındaki bir belediyeliğidir. Yarım baş ağrısına yakalananların kıyıldıkları bir ocak mevcuttur.
MORCALI      : Burada Ali Beke türbesi denilen bir türbe vardır.çocuğu olmayanlar, buraya gelerek kurban keserler ve Allah’tan zürriyet dilerler. Çok sınanmış yerlerden sayılır. Olan çocuğa Ali Beke adı verilir.
İSMAİL HACI TEKKESİ : Bu tekkenin mescidinin damını katiyen örümcek tutmaz. Buradaki çatal direğin arasından geçenlerin bütün günahları dökülürmüş. Bu habere bir çok dertlere ve sızılara deva imiş.
EMİR MUSA MEDRESESİNDEKİ TÜRBE : Muradının hasıl olmasını isteyenler, bu türbeneni başındaki ve ayağındaki taşlara küçük taş ve tuğla parçaları sürerler, taş tutarsa murad hasıl olacağına inanılır.
İNCİLİ DEDE : Fisandun köyündedir. Yağmur yağmadığı senelerde buraya gelinerek dua edilir.
MIHLITAŞ DEDESİ : Fisandun köyündedir. Çocuğu olmayanlar buraya gelerek dua ederler ve taş çakarlar.
TEFİT : Karaman’ın Cedid mahallesindedir. Çocuğu olmayanlar, hastalıklı olanlar, sinir hastalığı olanlar bu kapalı olan yere girerek dua ederler.
NALLI DEDE : Fisandun köyündedir. Hz. Ali’nin atının izi olduğuna inandıkları bir iz vardır. kutsal bir yer olarak kabul edilir, o civarda kötü söylemek, düşünmek yasaktır.
GARİP DEDE TÜRBESİ : Bu türbe, iç kalenin hemen kapısının önünde, çiftçiler sokağına inen bir meylin üstündedir. Sandukası bozulmuştur. Mezar taşında Karamanoğlu mezar taşı uslubu görülür. Türbe bakımsız ve harap bir vaziyettedir.
Anlatıldığına göre Garip Dede Hisar mahallesinde fırıncı imiş. Ekmeği noksan yaptığı iddasıyla zamanın baş veziri tarafından idam edilmiş. Fakat sonradan suçsuzluğu anlaşılmış, üstüne türbe yapılmış.
Eskiden sıtmaya yakalananlar buraya gelirler, çorba nezrederler, hastalıkları geçince de burada çorba pişirerek çocuklara yedirirlermiş. Eskiden hemen her gün, dedenin çorba ziyafeti verilirmiş.
BEREKETLİ HOCA TÜRBESİ : Hisar mahallesindedir. Uğur ve bereket isteğini karşılamak hususunda sınanmış bir ulu kişi olduğu söylenmektedir.
CANBAZ KADI TÜRBESİ : Şehir Merkezinde. Çocuk kütüphanesinin karşısındadır. Burada yatanın cambazların piri olduğu söylenir. Karaman’a gösteri için gelen cambazlar, gösteri yapmadan evvel buraya gelerek kurban keser ve dua ederler. Rivayete göre Cambaz Kadı alim ve aynı zamanda cambazlık yapan bir kişiymiş. Bir gösteri sırasında ipten düşerek ölmüş.
DEMİR GÖMLEK : Türbe Koçakdede mahallesindedir. Fatih Sultan Mehmet devrinde yapılan vakfiye kaydına göre, burada gömülü olan kişi, Karaman vezir-i azamlarından Eminü-d din’dir. Bu adı Karaman’lılar Elmedin yapmışlar, şahıs ismi, sokak ve cadde adı olarak kullanmaktadırlar.
Burada Emnü-d din beyin cevşen denilen gömleği bir zamanlar muhafaza edilirmiş. Eskiden çocuğu olmayanlar, konuşmada ve yürümede geciken çocuklar buraya getirilerek sırtlarına buradaki gömlek giydirilirse şikayetleri ortadan kalkarmış.
KARAGÖZ DEDE : Zeyne mahallesindedir. Evlenemiyen kızlar burayı ziyaret ederler ve kurban vadederlerse muratlarına ereceklerine inanılır.
TUNÇ AYAKKABI : Dikbasan mahallesindedir. Burada bir tunç ayakkabı varmış, bununla hasta çocuklara su içilirse, hastalığın iyi olacağına inanılır. Ayakkabı zamanla kaybolmuştur.
KÖPEK DÜŞMANI DEDE : Hisar mahallesindedir. Ağrıları ve sızıları olanlar türbenin sıvasını yalayarak hastalığın iyi olacağına inanırlar.
Aynı zamanda buradaki yatır, köpek ve tazıların amansız düşmanıdır. Buraya giren bu çeşitten hayvanlara derhal nüzul isabet eder ayakları tutmaz olurmuş.
HIZIR İLYAS SUYU : Avgan köyünde sınanmış bir su vardır. hayaları yarılmış çocuklar ve çıbanlılar buraya gelirler, Hızır İlyas suyunda yıkanırsa Allah’ın izniyle geçermiş. Fıtıklı çocukların babaları oradaki çalıları aşı yapar gibi yararlar, iple sararlarmış. Çalılardaki yarıklar kapanıncaya kadar çocukların fıtıkları da geçermiş.
KIRK ANAHTAR : Çocuklar zayıflıktan kurtulamadıkları zaman cedid mahallesinde bulunan kırk anahtar ocağına giderler, kırk anahtarın bulunduğu bir tasla çocuğa su dökülürse çocuk zayıflıktan kurtulurmuş.
TEVHİD EVİ : Hacı Celal mahallesindedir.burada bulunan bir küp sınanmış aletler arasına girmiştir. Bir muradı olanlar bu küpün kulplarına çaput bağlayarak dua ederler.
AĞRI KESEN DEDE : Ketenci caminin doğusundaki kabristandadır. Başı ağrıyanlar veya vücutlarında herhangi bir ağrısı olanlar buraya gelirler, dua ettikten sonra;
—— Ağrımızı buraya mıhlıyoruz diyerek çivi çakarlarsa, Allah’ın izniyle ağrıları ve sızıları geçermiş. Bir rivayete göre burada yatan zat, Nakşibendi erenlerinden Adanalı Hacı Osman Efendidir.
BAHTIM DELİĞİ-BAHTIM DAĞI : Burası Karaman’ın dışında, Hamza zindanı denilen mağaranın sağındaki, yüksek bir kayanın yan tarafında, ilk insanların oydukları meskenlerden birisin doğuya açılmış bir kapısıdır. Bu kapıya Bahtım Deliği, bulunduğu dağa da Bahtım Dağı denilir. Baht ve talihinin kötü olduğunu zannedenler buraya gelirler ve ellerini kaya deliğine sürerlerse, kötü talihlerini yenerlermiş. Bunu yaparlarken de avazları kadar bağırırlarmış “Açıl Bahtım Açıl” diyerek.
DELİKTAŞ : Dış tekke civarında, Fisandun yolu üzerindedir. Mantar gibi bir kayanın üzerindeki bu tabii delikten üç defa geçenlerin talihi açılır, çocuğu olmayanların çocuğu olur, yürüyemeyen çocuklar yürürlermiş. Bu taş, son senelerde kaybolmuş.
İBRALA TEKKESİ : Kasabanın içinde ağrılara ve sızılara karşı sınanmış bir tekke vardır. Türkiye’nin dört bir tarafından ağrı ve sızıları olanlar buraya gelerek, tekkenin şeyhi vasıtasıyla ağrıyan ve sızlayan yere kırmızı bir bez örterek, bıçakla kıyılırlar.
Buralarda toprak duvarlı, toprak örtülü bir damın altında, kabir sandukasına benziyen bir hörküçlü yer vardır. hasta bu deliğe elini sokarak aldığı kumu yalarmış ve Allah’ın izniyle hastalığı geçermiş.
Tekkenin şeyhi İbrahim Efendinin karısının anlattığına göre, tarihini bilmedikleri bir zamanda, bir kış günü kar yağarken, buraya çıplak bir adam gelmiş. Kendisi eve alınmış, yemek ikram edilmiş, yalnız ekmeği yemiş ve giderken de eve bir bıçakla kırmızı bir bez bırakmış, kapıdan çıkmış, şimdiki sandukanın bulunduğu yerde ortadan kaybolmuş. Sonradan buraya bir makam yapılmıştır.
SAÇAKLI KARA MÜFTİ : Orta hisarda, Pir Ahmet Efendi camii içindeki mezarlardan birisi bu yatıra aitttir. Davalarında  ve işlerinde haksızlığa uğramaktan korkanlar, buraya gelerek ziyaret ve duada bulunurlarsa, işlerinin düzgün gideceği inancıyla hareket ederler. Bu yatır hakkında anlatılan birde menkıbe vardır.
Mehmet Efendi devrin büyük müderris va alimlerindenmiş. Bir gün medrese talebelerine ders verirken konu Hızır Aleyhisselam’a gelmiş. Bu peygamber ölmüş mü dür, yoksa hayat suyu içtiği için ölmezliğe mi kavuşmuştur? İşte bu sırada bir talebesinin gülümsediği dikkatini çekmiş.
Ertesi gün:
—— Molla demiş, dün ben Hızır Peygamberden bahsederken sen niçin gülümsedin?
—— Efendim demiş, o vakit yanımda Hızır Aleyhisselam vardı da ondan
—— Molla bir daha geldiğinde beni de takdim et
Ertesi gün Hızır tekrar gelmiş, öğrenci ile berabermiş. Hocası sormuş:
—– Molla gelmediler mi?
—– Hocam geldiler amma siz o vakit ayna ile sarık tuvaleti yapıyordunuz. Bu tutumunuz hoşuna gitmedi, dünya iptilanıza hükmetti ve gitti.
Mollanın cevabını alan müderris, sarığını paramparça etmiş, gelişi güzel başına dolamış. Böyle gezmeye başladığı için ona saçaklı Kara Müfti demeye başlamışlar.
SARI BEY SULTAN : İdemid’deki kabristanda yatan ulu bir kişidir. Halk arasında süt dedesi de denmektedir. Südü az olan veya hiç olmayan emzikli kadınlar buraya gelerek dua ederler ve sütleri çoğalırmış.
HODUL BABA TÜRBESİ : Karaman’ın kuzeyinde bulunan Karadağ civarındaki Deyle köyü civarında, dağın zirvesi yakınındaki bir mağarada Hodul Baba’nın türbesi vardır.
Köylülerin söylediklerine göre, Hodul Baba yabani koyunların koruyucusudur.bazı kaynaklarda bu isim Fodul Baba olarak da geçer. Karaman’lılar ve yakın köylüler bu türbeyi sık sık ziyaret ederler. Küçük taşları üst üste koyarak kuleler yaparlar. Kimse bu kuleleri  yıkmaz. Dedenin civarı böyle binlerce kule ile doludur. Bu kulelerden murat koyun sahiplerinin koyunlarının korunması ve sayıların çoğalmasını temin etmek içindir.