Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Konyada Erbakan Coşkusu

Bu haberin fotoğrafı yok

 Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, vefatının 2. yıldönümünde Türkiye genelinde yapılan etkinliklerle rahmetle anılıyor. Milli Görüş’ün kalesi olan Konya’da bu etkinliklerin en büyüğü yapıldı. ‘Hocamız Erbakan: Yeni Bir Dünya ve Erbakan’ başlıklı program Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Konya Şubesi tarafından organize edildi, Mevlana Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Konyalılar adeta akın etti.  

Programa Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Saadet Partisi Yüksek İstişare (YİK) Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk, ESAM Genel Başkanı ve Saadet Partisi Kurucu Başkanı Recai Kutan, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Şevket Kazan, Saadet Partisi YİK Üyesi Fehmi Adak, Refah Partisi Genel Başkanlarından Ahmet Tekdal, Saadet Partisi GİK Üyesi Temel Karamollaoğlu, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın oğlu ve Genel İdare Kurulu Üyesi Fatih Erbakan, Saadet Partisi Genel Başkan Başdanışmanı Mustafa Özkafa, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Şen ve ESAM Konya Şube Başkanı Ahmet Tire ile çok sayıda partili ile davetli katıldı. Açış konuşmasını yapan ESAM Konya Şube Başkanı Ahmet Tire, “Bugün Erbakan Hocamızın hakka yürüyüşünün ikinci senesi. Erbakan Hocamız gibi insanlar bizi biz yapan değerlerimizin ve milli kimliğimizin iftahar tablolarıdır. Bu büyük insanlar hakkı üstün tuttular” dedi.
Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Şen ise yaptığı selamlama konuşmasında Erbakan Hoca’nın inancının gereği gibi yaşadığını ifade etti.

KUTAN HOCA’YI ANLATTI
Ardından Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı Recai Kutan, Erbakan Hoca’yı anlattı. Kutan, “Milli Görüş hareketinin siyaset sahnesine ilk çıktığı Konyamızda Erbakan Hocamızı anmak bizlere farklı duygular veriyor. Erbakan Hocamız bir Konya sevdalısıydı. İlim, sanat ve sanayi merkezi Konya onun hayaliydi. Erbakan Hocamızla 1947’de  İTÜ’de tanışmıştık. Erbakan hocamızın eğitim hayatı hep birinciliklerle geçti. İTÜ’ye giriş imtihanında büyük başarıdan dolayı ikinci sınıftan başladı. Kendisi motor üstüne asistan oldu. O kadar parlak bir zekaydı ki Almanya’ya gitti. Alman ilim çevrelerinde büyük ilgi gördü. 1953 yılında 27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti ve kısa bir süre sonra da profesör oldu. Kısa bir sürede maddi ilimlerde gerçek bir ilim adamı oldu. Erbakan hocamız maddi ilimlerin yanında çok iyi bir İslam eğitimi aldı. Henüz lisedeyken İstanbul’un en büyük alimi Hüsrev Hoca’dan eğitim aldı. Hocamız dünya çapında bir ilim adamıydı. Bir servet imkanı önüne serilmişken, o şuurlu bir Müslüman’ın sorumluluk anlayışı ile zoru ve cihat yolunu seçti. Kendisine yöneltilen nasıl anılmak istersiniz sorusuna, malıyla, canıyla cihat eden bir Müslüman olarak anılmak isterim demişti. Gümüş Motor şirketini kurdu. Fabrika 1960 yılında imalata başladı. Az miktarda da olsa tasarrufunuz varsa, şirkete ortak olacaksınız demişti. Ben de 5 bin lirayla ortak olmuştum. Halen hissem devam ediyor” dedi.
Onun hayatının mücadelerle geçtiğine işaret eden Kutan, “En önemlisi TOBB’daydı. Genel sekreter, genel başkan oldu. Ama Demirel hükümeti bundan hoşlanmadı. Tamamen yasa dışı uygulamalarla Erbakan Hocamızın buradan ayrılmasını temin ettiler. Bunun üzerine 1969’da bağımsız aday oldu Konya’dan. Parlamentoya girdi, mecliste öylesine bir hava meydana getirdi ki, yepyeni mesajlar verdi. En etkili çalışmayı yaptı. Çok farklı bir dil ve çok farklı yorumlar kullandı. Herkes hayret içindeydi. Milli Görüş nedir diye soruyorlardı, Milli Görüş, bu aziz milletin değerlerini, inancını, tarihini ve kültürünü temsil eden görüştür diye cevaplandırıyordu. 1970’te Milli Nizam Partisi kuruldu. Milli, manevi ve ahlaki değerlere sahip kurumlar bir araya geldi. MNP’ye gösterilen bu yakın ilgiden herkes rahatsızdı. MNP’yi kapattılar. Ne yapacağız diye soranlara O da bir kimsenin abdesti bozulursa ne yapar, abdestimizi yenileyecek ve yeni partimizi kuracağız diyordu. Onun ardından Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi de kapatıldı. Ama Milli Görüşçüleri yıldıramadılar” diye konuştu.
ERBAKAN’I ANLAMAK
Recai Kutan’ın konuşmasının ardından kürsüye Erbakan Hoca’nın dava arkadaşlarından Oğuzhan Asiltürk çıktı. Erbakan Hocanın “Hepimiz değişik gezegenlerden gelmiş olsak da bir de baksak ki hepimiz Müslümanız. Cihat farzını yerine getirecek şekilde birleşmek inancımızın gereğidir” sözüyle konuşmasına başlayan Asiltürk, “Erbakan Hoca’mızın Allah’a güven ve teslimiyeti o kadar güçlüydü ki, en büyük musibetlerde dahi yılgınlık göstermez biz işimize bakalım derdi. Erbakan hocamız üstün nitelikleri olan bir devlet adamı ve aynı zamanda bütün ilim camiasının takdirini kazanmış bir ilim adamıydı. Özel hayatında çok şefkatli ve merhametliydi. Kendisine kötülük yapanlara bile iyilik yapmaktan kaçınmazdı. Asıl büyüklüğü İslam’ın dünya ve ahiret saadetini sağlayacak tek yol olduğunu gösterebilmek için yaptığı mücadeledir. Büyük bir mücahit olarak tarihe geçti. Erbakan hocamı her fırsatta Milli Görüş’ün ahlaki ve manevi düzenini, inançlarımızı anlatırdı. Erbakan hocamız bütün ömrü boyunca ırkçı emperyalizmin zulümlerinin önüne geçmekle uğraştı. Erbakan’ı sevmek, onun yaptığını yapmakla, onun davasına bağlı kalmakla olur. Mümin aklına geleni değil, kitapta yazılı olanı yapmalıdır der. Erbakan Hocamız, kutsal kitabımız Kur-an’ı Kerim üzerine yaşamıştır. Birlikte adil bir düzen kurarsak Türkiye ancak o zaman adil düzen kurulur demiştir. Erbakan hocamızın ömrü bu hedefe ulaşmanın mücadelesiyle geçti. Ahir zamanda biri gelecek ve kötülüklerin yok olması, iyiliklerin hakim olması için bir mücahit gelecek demiştir Hz. Peygamber, beni görmeden bu yolda yürüyenler benim kardeşlerimdir diyor. Bu büyük iltifata nail olma yönünde yürüyorsunuz” ifadelerini kullandı.
BİR AKSİYON ADAMI OLARAK ERBAKAN
Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ise, “O bir aksiyon adamıydı. Onu sadece bir aksiyon adamı olarak nitelendirmek eksik olur. O aynı zamanda bir teorisyen, bir fikir ve bilim adamı ve aynı zamanda dünya çapında bir lider ve devlet adamıydı. Erbakan ismini ilk defa 1969 yılında duymuştum. Bağımsızlar hareketini başlattığında Kahramanmaraş’ı da ziyaret etti. İmam Hatip okulunda öğrenciydim. Muhterem hocamızı karşılayan gençler arasında yer aldım. O tarihten bu yana da merhum Hocamızı yakınen takip etme gayreti içinde oldum. 1995 yılından vefatına kadar da en kritik zamanlarda, el ele omuz omuza, diz dize beraber olduk. Onu en yakından tanıyanlardan biri olduğuma inanıyorum. O herşeyden önce samimi bir Müslüman’dı. Kendisini İslam dinine adamış bir mücahitti. Ona göre mutlak suretle islam birliğinin tesis edilmesi gerekiyordu. Ömrü boyunca bunun mücadelesini verdi. Ancak bu mücadelede başarılı olması için inanmış gönüllerin bir olması gerekiyordu. Bunun yolu da hiç şüphesiz ki siyasetten geçerdi. Bu münasebetle yolları tıkanmak istendiği zaman da davasından asla vazgeçmedi.
Siyasi yasaklı hale geldi. Cezaevine konuldu. Hakkı hakim kılmak isteyen arkadaşlarına Refah Partisi’ni kurdurdu. Kısa bir zaman dilimi içerisinde bütün engellemelere rağmen 1994 yılındaki mahalli seçimlerde mahalli iktidara geldi. 1995 yılında ise Türkiye’nin birinci partisi oldu. 1996 yılında Refah-Yol hükümetini kurarak Türkiye’nin 54. başbakanı oldu.l iktidara gelir gelmez işçiye memura, emekliye tam yüzde 100 zam yaptı. Fakat kısa bir süre sonra Refah Partisi hakkında da dava açıldı. Suçu neydi? Aziz Milli Görüşçüler, açıkça ifade ediyorum ki Erbakan Hocamızın eğer varsa tuşu, senin inancını yani İslam nizamını hayata geçirmek için mücadele etmesiydi. İslamı savunduğu için partileri kapatıldı. Erbakan Hocamız işte sizin inancınızı hayata geçirebilmek için, gönülleri bir araya getirebilmek için, yani İslam birliğini teslim edebilmek için ömrünü adamıştı.  Ve son nefesini verinceye kadar da cihat faaliyetlerini sürdürdü ve iyi bir mücahit oldu. Bizlerde onun yolunda yürümeye devam ediyoruz. Karşıma mezar taşımıda çıkarsalar bu yolda yürümeye devam edeceğim.” dedi.
RANTİYENİN ÖNÜNÜ KESMİŞTİ
Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Fehim Adak ise Hoca’nın ekonomik yönünü  anlattı.   Hoca’nın, kendi öz varlıklarına dayanan, faize, düşük taban fiyatına ve düşük ücrete dayanmayan ve perişan edilmiş millet katmanlarına ilave imkanlar sağlayacak ve yeniden büyük Türkiye’nin kuruluşunu temin edecek bir ekonomik düzen öngördüğünü söyleyen Adak, “Bu ekonomik düzende en mühim konu kaynaklardı. Kaynaklar faize, düşük taban fiyatına değil, kendi öz varlıklarımıza bağlanan kaynaklar olacaktı. Erbakan Hoca döneminde denk bütçe sağlandı. Denk bütçe ile bütçe açıkları ortadan kaldırıldı.  Hocamız, ekonomik görüşü ile rantiyeye giden birçok yolun önüne set kurmuştu” diye konuştu.
BENLİK DUYGUSUNDAN UZAKTI
Saadet Partisi GİK Üyesi Şevket Kazan da Erbakan Hoca’nın insani yönünü anlattı. Kazan, “Yaşım 18’di. Hem hocam olan muhterem babamdan nasihatler aldım. Evladım benim arkamdan, elbette birilerinin arkasından gideceksin, bu kişilerin fıkıh ve akaitlerine dikkat et. İyi olanın arkasından git demişti. Ve sakın ola ki siyasete atılmayın demişti. Çünkü Türkiye siyasetinde söz sahibi olan partilerin hiçbirinde İslami hassasiyet yok demişti. O neden rahmetli babamın bu sözüne 1969 yılına kadar riayet ettim. 1969 yılında hepinizin bildiği gibi Konya’dan İslamı yeryüzüne hakim kılma idealine sahip bir insan bağımsız aday oldu. Bizler de kendisinin yanında yer aldık. O siyasi yasaklı olduğunda ben de siyasi yasaklı oldum. Onunla birlikte hapse girdim. Böyle bir kader birliğini birlikte yaşadığım için Allah’a hamd ediyorum. Nazikti. Kimseye bağırmaz, kimseyi azarlamazdı. Benlik duygusundan uzaktı. Kendisi düşünür, kendisi yapar ama hiçbir zaman yaptıklarına ben demezdi” ifadelerin kullandı.
ERBAKAN’IN DIŞ POLİTİKASI
Erbakan Hoca’nın her sahada olduğu gibi dış politikada da çok önemli adımlar attığın belirten Saadet Partisi GİK Üyesi Temel Karamollaoğlu “Türkiye’de yürüttüğü politikaların temelinde dünyaya huzur ve barışı getirecek olan adalete dayalı bir dünyayı kurma düşüncesi yatıyordu. Erbakan hocamız hem kendi ülkemizde politikalarını hem dışarıdaki politikaları huzur ve barış için, insanlar  inandıklarına göre yaşasın diye yapardı. En ciddi adımı D-8’i kurmaktı. Savaşarak değil barışarak, çatışarak değil diyalog yoluyla sorunlarımızı çözeceğiz demişti. Çifte standardı, baskıyı zulmü değil, insan haklarını getireceğiz demişti” ifadelerini kullandı.
TEŞKİLATÇI OLARAK ERBAKAN
Refah Partisi Genel Başkanlarından Ahmet Tekdal ise Hoca’nın efsanevi teşkilaçılığını anlattı. Erbakan Hoca’nın gerçek bir dünya lideri olduğunu belirten Tekdal  Büyük, “Hocamız iyi bir teşkilatçıydı. D-8 ile zalim dünyanın zulmünü daha fazla sürdürememesi için 8 ülkeyi bir araya getirerek büyük bir deha örneği sergilemiştir. Aynı şekilde sömürücülerin sömürüsüne engel olmak için adil düzeni kurmuştur. Ülke ve dünya insanını zulümden kurtarabilmek için çalıştı ve bize bu emanetleri bıraktı. Bize verdiği emaneti inşallah günü gelir anlarız” dedi.
AİLE REİSİ OLARAK ERBAKAN
Rahmetli Erbakan Hoca’nın oğlu ve Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Fatih Erbakan da babasını anlattı. Milli Görüş kervanının Konya’dan çıktığını söyleyen Fatih Erbakan “İmanın, inancın ve Milli Görüş’ün merkezi, belde-i muhayyere olan Selçukluların payitahtı Konya’dır. Erbakan demek, kuvveti değil, hakkı üstün tutmaktır. Nefsi esarete karşı, nefis terbiyesini esasa almak demektir. Bütün insanlığın kurtuluşu için gerekirse kendisinden bile vazgeçmek demektir. Bütün engellemelere ve bütün sıkıntılara rağmen hakkın batıla galebe çalması demektir. Bizler bu toplantıları ağıt yapmak için yapmıyoruz. Bütün milletimizin ve bütün dünyaya Erbakan hocanın arkasından onun davasına, prensiplerine bağlı olduğumuzu ilan etmek için ve bu toprakları. Merhum Liderimiz Erbakan Hocamız,1969 yılında o dönemin Türkiyesi’nde Milli Görüş Hareketi’ni başlatacağı zaman İslam aleminin üzerindeki maddi ve manevi tahribatın devam ettiğini görüyordu. İslam aleminin başı gövdesinden ayrılmıştı. İslam alemi ümmet olarak maksatlı olarak felç edilmiş, özellikle Türkiye’de yeni bir uyanışın olmaması için her türlü tedbirler alınmıştı. İslam’a dair ne varsa küçümseniyor, aşağılanıyordu. Bu şartlar altında Milli Görüş Hareketi’ni başlattı Erbakan Hoca. Ya siyonizm beni yenecek, ya da ben siyonizmi yeneceğim diyerek yürüdü bu yolda” dedi.
Erbakan Hoca’nın kendisine eskileri anlatırken gözlerinin yaşardığını anlatan Fatih Erbakan, “Ben küçük bir çocukken, Kıbrıs harekatını anlatırken, eğer ortağımız ceketimizi çekiştirmeseydi biz Kıbrıs’ın tamamını alacaktık demişti. Niçin diye sorduğumda, Kıbrıs’ın en güney ucunda Larmaka var. Larmaka’da Hz. Peygamber’in halası bulunuyor. Orayı Rum işgalinde bırakamzdık diyerek gözü yaşlı bir şekilde cevap verdi. Hayatının son günlerinde, hastanede canıyla uğraşırken, ben deniz kısa bir süre yanına girebildim. Beni görünce yüzü güldü. İlk sözü, bak elhamdülillah baş ucumuzda kiremitimiz hazır bulunuyor dedi. Yoğun bakıma girer girmez ilk işi teyemmüm abdesti alabilmek için bir kiremit istemişti hemşireden. O haldeyken bile namazlarını kılmıştı. Erbakan Hoca’nın öğrencileriyiz diyen biz Milli Görüşçüler, onun gibi olabilmek için gayret göstermelidir. Hocamız bahanelere, mazeretlere sığınmadan büyük başarılara imza atmışsa, biz de Milli Görüşçüler olarak onun yolunda yürümeliyiz. Elimizden bir şey gelmiyor deyip oturamayız. Bütün sıkıntılara rağmen siyonizmi yok edebilmek için yola çıkmalıyız” ifadelerin kullandı.
Programa rahatsızlığı nedeniyle telefon bağlantısı ile katılan Yasin Hatipoğlu da, “Hocamızın yolunda yürümeye devam ediyoruz. Hocamıza sahip çıktıkları için Konyalılara teşekkür ediyorum. Bir çiçekle baharın gelmeyeceği de Konya’da kendisine söylenmiş, Hocamız da baharın bir çiçekle başlayacağını söylemişti. Hocamızın diline virt edindiği bir söz vardı, ‘ben ne yaptımsa Allah rızası için yaptım’ demişti. Her yerde bunu söylemişti” dedi.