Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mustafa Kaşıkcı

Özgür Olma İsteği ve Sivil İtaatsizlik

Sevgili Dostlar,

Konuştuğu zaman mangalda kül bırakmayan insanlardan bir hayli vardır etrafımızda. Yüreği mangal gibi olamayan, yüreğinin suniliğini ancak gözleriyle haykırabilen insanlar vardır. Ürkek bir ceylan gibi tetikte duran, bir küçük çıtırtıda kıyamet kopuyor zannedip, kelime i şahadeti hatırlamaya çalışan insanlar vardır.

Bugün dinin emirlerini modayla uyumlu hale getirmeye çalışmakta olan bir neslin ayak sesleriyle kulak zarlarımız çınlamakta. İnandığımız gibi yaşamak bir yana, yaşadığımız gibi inanmak bile yük gelebiliyor gönlümüze. Ağırlıklarımızı öylesine hızlı bir şekilde ve öylesine düşüncesizce atıyoruz ki üzerimizden, her şeyimiz hafifliyor. Belki de aslında hafifleyen bir şey olmadığı halde, biz hafiflediğimiz zannına kapılarak sahte tebessümler oluşturuyoruz yüzlerimizde. Her şeye hafifçe yaklaşıyoruz. Seslerimiz hafif çıkıyor, müzik zevkimiz hafiften yana ağır basıyor. Öyle ki hafifleşen değerler içinde, manevi değerlerimize karşı olan ciddiyetimizdeki hafifliği anlayamıyoruz. Nedenler, niçinler boyumuzu aşıp gidiyor; uzadıkça uzuyor sebeplerimiz…

Sevgili Dostlar, bugünlerde resmi kurumlarda bir sivil itaatsizlik eylemi sürdürülmekte. Yılların baskıcı sistematiğinde kalıplaşan, klişeleşen bazı ezberlerin bozulması adına ortaya konulan bir hareketin adı: Sivil itaatsizlik… Özellikle sendikal faaliyetlerinin temelinde hak, adalet, özgürlük misyonunu kendisine şiar edinmiş olan sivil toplum öncüleriyle çıkılan bu yolda yürüyen insanlar var.

Siyahın varlığını beyazın yanında duruşuyla daha iyi kavrar insanoğlu. İyinin farkına ancak kötüyü tanıdığı zaman varır insan. Ve insanın bir şeye iyi ya da kötü diyebilmesi için, o insanın öncelikle kendi yürek tabularını yıkması gerekir. Yüreğindeki kalıpları yerle bir edemeyen insanoğlunun etrafındaki kalıpları yıkmak için samimi bir gayretin içinde olacağına kimse inanmaz.

Kardeşliği türkülere hapseden, özgürlüğü klişe birkaç sözcüğün içine kilitleyen bizlerin ikliminde ne kadar özgür olunabilir ve ne kadar kardeşçe yaşanabilir…

Bugün devlet memurlarının kılık kıyafette özgürlük bekleyişi, sivil itaatsizliğin oluşmasına zemin hazırlamış durumdadır. Kimisi yılların tabulaştırılmış yasakçı zihniyetine dört elle sarılmaktadır. Her zaman olduğu üzere kendisi gibi düşünmeyene yaşam hakkı tanımamaktadır. İnsanımızı ve kimliklerimizi tartmaktan vazgeçmeme hastalığı depreşmiştir kimilerimizin. Bazılarımız, yapılan bu sivil itaatsizliğin devleti bölme amaçlı yapıldığı tezini ısrarla savunmaktadır. Bu hareketin devlete başkaldırma olduğu tezinde birleşenler de az değildir.

Herkes kendi ufkunun izin verdiği netlikte görebilmektedir olayları. Ben özgürlükten yanayım dostlar. Ancak şunu hemen belirtmeliyim ki hiçbir özgürlük sonsuza kadar sınırsız olmamalıdır. Devletin emniyeti açısından, devletin bekası açısından korunmalıdır bir kısım sınırlar. Ancak bu, başörtüsü yasak olmaya devam etsin demek değildir. Nasıl ki sokakta, sivil yaşamımızda başı açık ile başı örtülü bir arada yaşayabiliyorsa ve bu insanlar bir aradalar diye kıyamet kopmamışsa şimdiye kadar, devlet dairelerinde bir arada yaşadıkları zaman da kıyamet kopmayacaktır.

Aslında özgürlüğün sınırlarını başörtüsüne özgürlükle daraltmanın bir haksızlık olduğuna inananlardanım. İnsanların dini ve ahlaki değerlerini; toplumun manevi dinamiklerini aşağılayıcı, hafife alıcı olmamak kaydıyla her türlü özgürlüğün devlet eliyle insanlara yaşattırılması gerektiğine inanıyorum.

Sivil itaatsizliğin devleti yönetenlere bir mesaj olduğuna tüm yüreğimle inanıyor, devlet büyüklerimizden toplumun her kesimini kucaklayan özgürlüklere bir an önce cevap vermelerini bekliyorum.

Bu aziz milletin kahraman evlatları elastiki kanunların esnek yorumlarından çok çekti, hâlâ da çekmeye devam ediyor. Düşünce özgürlüğünden, kılık kıyafet özgürlüğüne varıncaya dek, tüm özgürlüklere “HOŞ GELDİNİZ” diyebileceğimiz o güne kadar,

Muhabbetle kalınız…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER